
About this episode
No show notes were published with this episode.
Get every episode summarized
Each time Sherlock Holmes publishes, we email you a written briefing from the transcript — the topics, who appeared, and any specific claims, with the ad reads skipped.
Email me new episodesFree for 3 shows. No card needed.
Hosts & guests
Transcript ready
643 searchable segments. Every word is indexed and playable.
Full transcript
Sherlock Holmes — 02. Sherlock Holmes - Bir Kimlik Vakası. Machine-transcribed; use the interactive transcript above to jump the player to any line.
Sır Artur Konan Doylu. Şarlık Ormuz. Bir kimlik vakası. Sevgili dostum dedi Şarlık Ormuz. Bekir sokanındaki evde ateşin karşısında otururken. Hayat, insan hakkının düşünebileceğinden çok daha gariptir. İnsan, gerçekte sıradan denen şeyleri çoğu zaman hayhal bile edemez. Eğer şu pencereden el ele uçup, bu büyük şehrin üzerinde dolaşarak çatıları hafifçe kaldırım. Aşağıda olan garipliklere, sıra dışı tesadüflere, planlara, niyetlere, beni esilden nesle süren olaylar zincirine bakabilseydik. Aslında doğası kereği sıradan ve önceden tahmin edilebilir olan insan ürünü eserlerinin hepsi yararsız ve donuk bir hale alırdı. Bilmiyorum, açıkçası emin değilim diye cevap verdim. Gazetelerde gördüğümüz bütün olaylar doğal olarak bana oldukça çıplak
ve kaba geliyor. Polis raporlar ise aşırı derecede realizim yüklü. Ama yine de kabul etmeliyes ki sonuçüne fantastik ne de sanat sal. Gerçekçi bir etki yaratabilmek için belli şeyleri ayıklayabilmek gerekir dedi. Bir polis memuru, tatsız ve kuru ifadeler üzerinde dururken bir gözlemci meselenin özünü oluşturan ayrıntılara bakar. Buna göre sıradan olan daha olağın üstü bir şey yoktur. Gülüm sedim ve kafamı salladım. Neden böyle düşündüğünü anlayabiliyorum dedi. Üç ayrıkı taya dağıvılmış, çaresiz kalan herkese, yardımda ve tavsiye de bulunan senin gibi birinin sürekli olarak garip ve şırtıcı olaylarla karşılaşması doğaldır. Ama şuraya bak, sabah gazesini aldım yerden. Şimdi küçük bir test yapalım. Karşım açıkan ilk baştık şöyle. Bir kocanın acımasızlığı. Altında yarım sütün haber var ama okumama gerek kalmadan ne kadar tanıdık bir mesele olduğunu gayet iyi biliyor.
Her zamanki gibi başka bir kadın. Alkol, itişme, kavga, yaralama, ve can kız kardeş veya ev sahibesi vardır mutlaka. En kötü yazar bile, böylesini yazmazdı. Aslında verdiğin örnek tezini savunman açısından talihsiz bir olay dedi. Honscat'a teyalıp bir göz attıktan sonra. Danı spoşanma vakası bu. Onunla bağlantalı bazı küçük meseleleri çözmelerine yardım etmiştim. Adam ağzını içki sürmezdi. Başka bir kadın söz konusu değildi. Ve kadının şikâyetçi olduğu davranış. Kocasının her yemekte takma dişlerini çıkararak kadına fırlatıyor olmasıydı. Bu da takdir edersen ki sıradan bir hikayecinin hayal edebileceği bir olay değil. Biraz enfiyal doktor. Ve kabul etki verdiğin örneği çürüktüm. Kapılığında büyük bir ametic taşı olan altın enfiyek ulusunu uzattı. Gösterişsiz basit hayatına o kadar aykırı duruyordu ki yorum yapmadan duramadım.
Aa dedi. Seni birka ç haftadır görmediğimi unutmuşum. Ayrınatlar vakasında yardım ettiğim için bohem yakıralından küçük bir hediye. Peki yüzük diye sordum parmağında parıldayan olağanüstü fırlanta'ya bakarak. O holnağında gral yeta ilesinden. Fakat çok hassas bir mesele olduğu için sana bile anlatamam. Peki şu anda elinde bir iş var mı diye sordum meraklı. On ya da on iki tane ama hiçbirinde ilginç bir taraf yok. Önemliler tabii. Yanınızı ilginç değildiler. Ama şu var ki bir gözlem alanı ve araştırma zevki veren etki tepki analizi çoğu zaman önemsiz meselelerde bulunabiliyor. Daha büyük suçlar daha basit olma eğiliminde. Çünkü suç ne kadar büyükse ardındaki amac da hural olarak o kadar bilirgin oluyor. Bu vakalarda Marsiliyadaki karmaşık mesele Haric ilgi çekici hiçbir şey bulamazsın.
Belki de birkaç dakika içinde daha iyi bir şeylerle karşılaşabiliriz. Çünkü yanılmıyorsam o gelen müşterilerimden biri. Sanda lezinden kalkmış hafifçe arılık olan perde'nin arkasından sıkıcı renksiz Londra sokağına bakıyordu. Omzunun üzerinden baktığında boynunda büyük bir boyun kürkü ve kafasında düşestevo şair tarzına uygun olarak kulağını örtecek şekilde yerleştirilmiş, geniş kenarlı kırmızı tüylü bir şapkası olan iri yarı bir kadın gördü. Zırhının altından endişe ve tereddütle bizim penceremize bakıyordu. İleri geri sallanıyor ve sinirli şekilde eldivenleriyle oynuyordu. Sonra birden denize dalar gibi yolu atladı ve karşıya en lemesine geçti. Zil'in sertçe çalışını duyduk. Bu belirtileri daha önce de görmüştüm, dedi Holmes. Sigara'cına deşaatarak. Kaldırımda öylece sallanıp durması bir günün mesele solduğunu gösteriyor. Yardım almak istiyor ama sorunun hassasiyetinden çekiniyor.
Bir kadın bir erkek tarafından aldatılmışsa sallanma biter. Onun yerine zilin acı acı çalınması gelir. Bu durumda bir aşk mesele solduğunu ama kızın sinirli olduğu kadar şaşkın ve kederli olduğunu da varsayabiliriz. Zaten kendisi şüphelerimizi şahsen gidermek üzere geliyor. Bunları söylediğinde kapı çalındı ve hizmetçi çocuk bayan beri satırlandı taktiğim etti. Bayanın kendisi küçük kara kuru çocuğun arkasında bütün ihtişamıyla duruyordu. Şarlokonuz kadını kendine özgür hat tavırlarıyla karşıladı. Kapıyı kapattıktan sonra koltuğu gösterdi. Ve yine kendine özgür dalgın bakışlarıyla kadını süzmeye koyuldu. Sizce de dedi, gözleriniz bozukken taktiloyla bu kadar fazla yazı yazmak biraz zor değil mi? Başlangıçta ben böyle düşünüyordum diye cevap verdi kadın. Ama şimdi bakmadan da harplerinler dolduğunu biliyorum.
Sonra söylediklerinin farkına vararak şiddetlerikildi. Geniş ve iyi huylu yüzünde korku ve şaşkınlık dolu biri fadeyle baktı. Benim hakkımda bir şeyler duymuş olmalısınız Bay Hornuz diye bağırdı. Yoksa bunların herden bilebilirsiniz ki. Önemli bir şey değil dedi Hornuz gülerek. Bazı şeyleri bilmek benim işim. Belki de başkalarının gözden kaçırdıkları şeyleri görebilmeyi öğrendi imlendir. Böyle olmasa neden bana gelesiniz ki? Size geldim Bay'ım, çünkü sizi Bayan et rich tavsiye etti. Polist ahil herkesin öldü diye umurdu kestiği kocasını nasıl kolaylıkla bulduğunuza anlattı bana. Ah Bay Hornuz, umarım benim meselemi çözerken de aynı başarıyı gösterirsiniz. Zengin değilim, ama daktiloyla kazandıklarım dışında kendi hakkıma yılda yüz siterlinalıyor. Ve Bay Hosmer ancala ne olduğunu öğrenmek için hepsini gözden çıkarmaya hazırım. Neden buraya gelirken o kadar acil ettiniz diye sordukhanız. Parmak üstlerini birleştirmiş, gözlerini tavana dikmişti.
Bayan meri satırlandım boş ifadeli yüzüne yine şaşkın bir bakış oturdu. Evet, evden hışımla çıktım, dedi. Çünkü Bay Wind Bengin kendisi babamdır rahatlığı beni çileden çıkarıyordu. Polise gitmeyi veya size gelmeyi reddettiği ve kimseye bir zarar gelmediğini söyleyerek bir şeyler yapmaktan kaçındığı için adeta deliye dönüyordu. Ben devden fırlayarak doğruca size geldim. Babanız dedi Hornuz, yüvey herhalde isim farklı olduğuna göre. Evet, yüvey babam. Benden sadece beş yıl ve iki ay büyük olmasına rağmen ona baba dememin gülünç olduğunu biliyorum. Peki anneniz hayatta mı? Ah, evet hayatta. Babamın ölümünden o kadar kısa bir süre sonra evlenmesine çok sevindiğimi söyleyemem Bay Hornuz. Hem de kendinden neredeyse on beş yaş genç olan biriyle. Babam, Tottenam Court yolunda teistatçılık yapardı. Öldükten sonra da arkasında iyi bir iş bıraktı.
Annem, usta başı Bay Har değil'e bir süre işi yürütü. Ama Bay Windbank dükkanı satmasını sağladı. Kendisi parayıçlarında çok iyi olduğu için böyle sinin daha iyi olacağına annemi ikna etmişti. Gerçekten de hisseler ve faizlerin karşılığında toplam 4700 siterlin kadar aldılar. Ki babam hayatta olsaydı bu kadarına haslığa kazanamazdı. Çaluk konusun böyle düzen siz ve önem siz bir hikayeye karşı sabırsız davranmasını beklerdim. Ama tam tersine büyük bir dikkat ve ilgiyle dinliyordu. Sizin küçük geliriniz diye sordu. Bu işten mi geliyor? Ah hayır Bay'ım o tamamen ayrı. Alklentekinle tam camdan bana kaldı. Hisseler yeniz elanda borsasında ve yüzde 4.5 veriyor. Asıl para 2500 siterlin ama sadece faizine dokunabiliyorum. Son derece ilkinç dedi Holmes. Yılda 100 siterlin gibi bir gelirle şüphesiz gezipte dolaşıp gününüz gün ediyorsunuzdur. Çünkü bekar bir bayanın yılda 60 siterlin ne bile gül gibi geçinip gidebileceğini inanıyorum.
Bundan daha azı ile dayı dare derim Bay Holmes ama taktire dersiniz ki evde kaldığım süre boyunca onlara yük olmak istemiyorum. Bu yüzden paramı kullanmalarına izin veriyorum. Şimdi ben ki faizi çekerek anneme veriyorum. Ben de dakili odan kazandıklarımla gayeti geçine biliyorum. Sayfa başına iki feyine alıyorum ve günde 15-20 sayfa yazabiliyorum. Durumunuzu gayet açık anlattınız. Dedi Holmes. Bu dostum doktor vatsın. Onun yanında rahatça konuşabilirsiniz. Şimdi bir lütfen bize Bay Hosmer ancılığıyla ilişkinizı anladın. Bayans hatırlandın yüzü kazardı ve sinirli çektiğinin kenarını kıvırmaya başladı. Onunla havagazi işçilerinin balosunda tanıştık. Dedi. Babam hayatta yken, dernek bize sürekli bilet gönderirdi. Ölümünden sonra da bizi unutmadılar ve anneme göndermeye devam ettiler. Bayvind bence baloya gitmemizi istemiyordu. Aslında hiçbir yere gitmemizi istemiyordu.
Hiç unutmam bir keresinde bir pazar okuluna yazılmak istediğimde çıldığına dönmüştü. Ama bu sefer kararlaydı ve gidecektik. Hem ne hak da bize engel olabilirdi ki? Oradakilerin bize uygun insanlar olmadığını söylüyordu. Oysa hepsi babamın arkadaşları yedi. Sonra da benim giyecek uygun bir şeyimin olmadığını bahane etmeye başladı. Oysa kutusundan pek çıkarmadığım mor kadife bir elbisen vardı. Onu giyinebilirdim. Sonunda hiçbir şey işe yer ama yince iş için fransa'ya gitti. Ama biz annem ben ve eski usta başımız Bayhari'li baloya gittik. Ve Bayhos Merancı'la orada tanıştım. Bayvind bence baloya gittiğinizi öğrenince herhalde çok kızmıştır. dedi honuz. Ah hayır hiç olumsuz karşılamadı. Yanlış hatırlamıyorsam güldü. Omuzlarınızı gitti ve bir kadına bir şeyi mahvum etmenin işe yer amayacağını. Çünkü sonunda yine kendi bildiğini okuyacağını söyledi.
Anlıyorum. O halde bu Bayhos Merancı'la baloda tanıştığımız. Evet Bayh'im. Onunla o gece tanıştım. Ertesi gün arayıp sağ salim eve gidip gitmediğimizi sordu. Ve onunla buluştuk. Yani ben iki kez yürü iş yapmak için onunla buluştum Bayhons. Sonra babam eve döndü. Ve Bayhos Merancı'l bizim eve gelmez oldu. Öyle mi? Anlarsınız ya. Babam böyle şeylerden hoşlanmaz. Elinden gelse hiç siyaretçi kabul etmeyecek. Bir kadının kendi aile çevresi içinde mutlu olması gerektiğini söyler durur. Oysa anneme de her zaman dediğim gibi. Bence bir kadın kendi çevresini oluşturmalı. Benimle hiç çevrem olmayınca peki yap Bayhos Merancı'l. O sizi görmeye çalışmadı mı? Babam bir haftalına daha fransa'ya gidecek de. Bunun üzerine, Hosmer bir mektup yazarak babam gidene kadar görüşmememizin daha iyi ve güvenli olacağını söyledi.
Bu arada yazıça biliyorduk. Ve o her gün yazdıyordu. Mektupları sabah alıyordum. Böylece babamın öğrenmesine fırsat bırakmıyordum. O zamanlar bu Bayhü fendiyle nişanlıydınız öyle mi? A evet Bayh Holmes. İlk buluşmamızdan sonra nişanlandık. Hosmer Bayancı'l, Leydal sokakında bir büroda veznetarlık yapıyordu. Ve ne bürosu? En kötü suda bu ya Bayh Holmes bilmiyorum. Peki, nerede kaldığını biliyor musunuz? Bir o da yatıp kalkıyordu. Ve siz adresini bilmiyorsunuz. Hayır, Leydal sokak olması dışında hiçbir şey bilmiyorum. Mektuplarınızı hangi adresi gönderiyordunuz? Leydal sokak postanesini elden verilmek üzere. Eğer büroya gönderilirse bir bayandan mektup oluyor diye diğer katıplerin dinle düşebileceğini söyledi. Ben de onun yaptığı gibi daktiyle öyle yazmayı teklif ettim. Ama bunu da kabul etmedi. Eller yazdığım zaman gerçekten benden geliyor gibi oluyormuş.
Daktiyle öyle yazarsam aramızda makinanın girdiğini hissedermiş. Bu küçük ayrıntılar benden ne kadar hoşlandığını ve beni ne kadar düşündüğünü gösteriyor Bayh Holmes. Ben de küçük şeylerin her zaman en önemli şeyler olduğunu iddia ederim. Bayh Holmes merancıl hakkında başka küçük şeyler hatırlıyor musunuz? Çok utangaç bir adamdı Bayh Holmes. Fazla güzel batmaktan nefret etti için benimle gündüz yerine akşam dolaşmayı tercih ediyordu. Kibar ve zarif bir beyefendiydi. Sesi bile fazla çıkmazdı. Genç yaşta bir boğaz hastalığı geçirmiş olduğu için sesinin böyle tere dütlü fısıldar gibi çıktığını söylemişti bir keresinde. Her zaman iyi giyimli, zevkli ve gösterişsiz. Benimkiler gibi onun da gözleri zayıfta ve bu yüzden ışıktan korunabilmek için renkli gözlükler takıyordu. Peki üvey babanız Bayh Windbank, Fransa'ya gittikten sonra ne oldu? Bayh Holmes merancıl evimize geldi ve babam geri dönmeden evlenmeyi teklif etti.
Çok ciddi ve ilimi kitafa bastırarak ne olursa olsun ona sağdık kalacağıma yemin ettirdi. Annem Bayh en jılın yemin ettirmekte haklı olduğunu bunun aşkının bir işareti olduğunu söyledi. Annem onu başından beri sevmişti. Hatta benim sevdiğimden daha çok. Hafta için devlenmekten bahsettiklerinde babama ne diyeceğimizi sormaya başladım. Ona sonra haber verebileceğimizi annemin bunu ayarlayabileceğini söylediler. Bu hiç hoşuma gitmemişti Bayh Holmes. Benden sadece birkaç yaş büyük olmasına rağmen izin istemek gülünç geliyordu. Ama yine de böyle bir harekette bulunmak bana ters geldi. Ve şirketin Fransa bir rüsunun bulunduğu Bordo'ya mektup yazdım. Ne var ki mektup evleneceğim günün sabaha geri geldi. O halde babanıza haber veremediniz. Evet Bayh'im çünkü babam mektup eline geçmeden İngiltere'ye doğru yol açıkmıştı. TÜF büyük tarihsizlik. Evlilik cuma gününle ayarlanmıştı.
Kili selemi olacaktı. Evet Bayh'im de sessiz bir tören olacaktı. King Crosta, Sid Savior'da Tören. Söğresinde Sid Pen Crasotelinde kahvaltı. Hosmer bir Faiton'la geldi. Ama biz iki kişi olduğumuzdan bizi ona eğerleştirdi. Ve kendisi sokakta çevirdiği başka bir Faiton'a bindi. Kili seyek ilk varan biz oldu. Ve onun Faiton'u geldiğinde inmesini bekledik. Ama inen olmadı. Faitoncu aşağıya ile bir içeriye baktığında kimse yoktu. Faitoncu ne olduğunu anlamadığını. Çünkü adamın bindiğini kendi gözleriyle gördüğünü söyledi. Bu geçen cumaydı Bayh honz. Ve o zamandan beri, ondan bir haber alamadık. Ona ne olduğunu öğrenmek istiyorum. Bana kalırsa size çok yanlış davranmışlar. Dedi honz. Ah hayır Bayh'im beni öylece ortada bırakmayacak kadar iyi bir insandı. Beni uyarmıştı. Çünkü bütün sabah ne olursa olsun ona sadık kalmam gerektiğini sorduk. Kalkmam gerektiğini söyleyip durmuştu.
Bizi ayıracak beklenmedik bir şey olsa da yeminli olduğumuzu ve kendisinin eriyade geç bu yeminini yerine getireceğini ifade etmişti. Evlilik öncesi için garip konuşmalardı ama demek ki hepsinin bir anlamı varmış. Öyledir mutlaka. O halde sizin fikriniz Bayh encalın başına beklenmedik bir felaket geldiği yolunda. Evet. Bir tehlikeyi önceden görmüş olmalı. Yoksa ne diye o sözleri söylemiş olsun ki. Ve sanırım korktuğu başına geldi. Ama ne olduğu konusunda hiçbir fikriniz yok öyle mi? Hem de hiç. Bir soru daha. Anneniz bu olayı nasıl karşıladı. Öfkelendi. Ve bu konuyu bir daha açmamamı söyledi. Peki babanız ona da anlattınız mı? Evet. Bir şeyler olduğu konusunda benimle aynı görüşte olduğunu ve kosmerden, yeniden haber alacağıma inandığını söyledi. Dediği gibi birilerinin beni kilise kapasına kadar getirip
sonra da terk etmesinin nasıl bir açıklaması olabilir ki. Eğer benden borç para almış olsaydı veya benimle evlenip paramı üstüne geçirmiş olsaydı bu anlaşılabilir de ama kosmer paradan hiç söz etmemişti. Zaten para mı göz dikeceğini de sanmıyorum. Peki o zaman ne olmuş olabilir ve neden hiç haber göndermiyor? Ah bunları düşünmekten neredeyse çılgına dönüyorum. Geceleri gözüme bir damlal olsun uyku girmiyor. Çantasından küçük bir mendil çıkardı ve hıç kırıklara gömüldü. Sizin için meselesi ilgili ineceği dedi honos kalkarak. Ve kesin bir sonucu ulaşacağımız konusunda hiç çüpenmiyor. Bırakın meselenin bütün sorumluluğunu ben üzerimi alayım. Ve siz de bu konuda daha fazla düşünmeyin artık. Her şeyden önce o sizin hayatınızdan çıkıp gittiyse siz de bay kosmer ancılığı hafızınızdan silmeye çalışın. Demek ki onu bir daha göremeyeceğimi düşünüyorsunuz. Korkarım öyle.
Peki ona ne oldu? Bu sorunun cevabını bana bırakın. Şimdi lütfen bay ancılığın görünüşünden bahsedin. Bir de mümkünse sakladığınız mektupların bazılarını bize vermenizi rica ediyor. Geçen cumartesi kronikıldı onun için bir ilan vermiştim. Dedi. İşte gazetenin küpürü. Bunlar da ondan aldığım mektuplardan dördü. Teşekkür ederim. Peki sizin adresiniz? Lyon meydanı No 31. Chamber var. Bay ancılın adresini hiç öğrenemediniz. Peki babanızın iş adresindedir? Fençhoç sokağındaki büyük şarap imalakçısı West House and Merbank'ta çalışıyor. Teşekkür ederim. Her şeyi açıklıkla anlattınız. Berkeleri burada bırakın ve size verdiğim tavsiyeyi unutmayın. Bütün meseliyi kapatın gitsin. Hayatınızı daha fazla etkilemesine izin vermeyin. Çok naziksiniz byHorms. Fakat bunu yapamam. Hosmer'e sadık kalmalıyım.
Geri döndüğünde ona hazır olmalıyım. Abartılı şapkası ve oldukça boş olan yüz ifadesine rağmen ziyaretkimiz saygı uyandıran soylu bir inanç taşıyordu. Küçük kağıt yığının masanın üzerine bıraktı ve haber verildiğinde hemen geleceğine söz vererek gitti. Şarluk Holmes, ellerinin parmak uçları birleşik, ayaklarını uzatmış bir halde doğruca tavana bakarak bir süresi sessizce oturdu. Sonra kendisi için bir danışman görevi gören yağlı kilden eski piposunu raftan indirdi. Ve yakarak sandalesini oturdu. Bezgince arkasına yaslandı, bir piposundan yoğun mavi dumanlar çıkarmaya başladı. Oldukça ilginç bir çalışma olacak bu. diye söz ekirdi. Kızın kendisi önem siz küçük probleminden daha ilginç. Firistime bakarsan 1877'de anda verdi. Ve geçen yılda hüçte benzer vakalar olduğunu görürsün. Aslında fikir eski olmasına rağmen benim için
tamamen yeni birkaç ayrıntı var. Ama kızın kendisi yeteri kadar bilgi verdi. Benim göremediğim birçok şeyi görmüş olmalısın dedim. Görünmeyen değil, fark edilmeyen mi atsın? Nereye bakacağını bilmediğin için önemli noktaları kaçırdın. Elbise kollarının önemini baş parmaktırnaklarının söylediklerini veya bir ayak kabubalanın verdiği bilgilerin ne kadar değerli olduğunu bir türlü anlatamadım sana. Peki kadının görüntüsünden sen neler çıkardın? Onu bana tarif et. Hım üstünde kiremit kırmızı bir tüyü olan kurşun rengi geniş kenarda bir şapkası vardı. Küçük siyah süslemeli siyah boncuklu bir ceket giyiyordu. Boynunda ve kollarında mor kadife parçalar dikili koyu kahve rengi bir elbisesi vardı. Grimsi eldivenlerinin sahi şarit parmağı yıpranmıştı. Çizmelerine bakmadım.
Yuvarlak altın küpleri vardı. Kaba ve rahat görünümünün altında hali vakti yerinde olduğu belli oluyordu. Şarlukonus ellerine hafif çeçir para kıkırtadı. Bana sorarsan vatsın, çok iyi gidiyorsun. Gerçekten iyi gözlemlemişsin. Önemli olanları ıskaladığım bir gerçek ama metodu yakalamışsın. Verenkiler konusunda da oldukça dikkatlesin. Ama ne var ki genel izlenimlere hiçbir zaman güvenme dostum. Hep ayrıntılar a yönel. Ben bir kadında ilk olarak elbise kollarına bakar. Bir erkek de ise pantolonun dizlerine. Senin de gördüğün gibi bu kadının kollarında kadife vardı. Ki kadife iş sürmek için çok başarılı bir malzemedir. Bilektem biraz yukarıdaki çıktek at bir daktilucunun masaya kolunu dayadığı yeri gösteriyor. Dikiş makinası da benzerizler bırakır. Ama buradaki ninaksine, sol kolda ve baş parmakta uzakta oluşur.
Sonra yüzüne baktığımda burnunun her iki yanındaki kelebek gözlük isini görünce ilk anda söylediklerim onu şaşırttı elbette. Beni de şaşırttı. Ama her şeye çıktı. Sonra çizmelerine baktığımda ben de şaşırdım. Çizmenin bir teki diğerine benzemiyordu. Birinin üstündeki tokası süslüyken diğerinin ki sağdeydi. Birinin beş düğmesinden alttaki ikisi ilitlenmişken diğerinin birinci üçüncü ve beşinci düğmeleri iliklenmişti. O halde bunun dışında iyi giyimli genç bir bayanla karşılaştığında çizmelerinin ne kadar garip ve düğmelerinin nasıl tam iliklenmemiş olduğunu görürsen evden aceleyle çıktığını söylemek zor olmaz. Peki başka diye soğudum. Her zaman ki gibi dostumom bu keskin zekasından etkilenmiş bir şekilde. Şöyle bir bakarken evden ayrılmadan önce henüz tamamen giyinmemişken
bir şeyler yazmış olduğunu fark ettim. Saa eldeveninin işaret parmağının yıpranmış olduğunu sen de görmüştün. Ama hem eldeven de hem de parmakta mor bir mürekkeplekesi olduğunu herhalde fark etmedin. Aceleyle yazarken kalemi mürekke ve fazla batırmış. Bu, sava olmuş olmalı çünkü aksi takdirde iz parmak üzerinde bu kadar bilirgin kalmazdı. Bütün bunlardan bahsetmek eğlenceli olabilir. Ama artık işe dönmeliği zvatsın. Bay Hosmer Ancel'in ilandaki tarifini okuyabilir misin? Küçük gözete küpürünü ışığı tuttum. Bu ayın on dördü sabahı Hosmer Ancel atlı bir beyefendi kaybolmuştur. Yaklaşık 1-70 boylarında güçlü yapılı, soluk benizli, tepesi hafif açık siyah saçlı, gür siyah favorili ve bu yıklı renkli gözlük takıyor ve hafif bir konuşma zorluğu çekiyor. Son görüldüğünde üstünde siyah ipek kuşaklı fırak,
altın albertsinci ri ve giri her estuyt pantolon ve kahveringi tozluklu çizmeler vardı. Lain dals sokağında bir bürülde çalıştığı biliniyor. Görenlerin bu kadar yeterli dedi Holmes. Mektuplara gelince diye devam etti bir gözeterek, çok sıradanlar. Valzaktan bir alıntı yapması dışında bay ancılığıyla ilgili hiçbiri pücü yok. Fakat önemli bir nokta var ki şüphesi seninle ilgini çekecektir. Hepsi de dakitliği öyle yazılmış diye fikrimi belildim. Sadece bu değil, isim imza kısmı da dakitliği öyle yazılmış. Lipteki küçük, kosmuran caliyadısına bak. Gördüğün gibi, tarih var ama ren dals sokağında adres olmaması şüphe uyan duruyor. Fakat bu imza meselesi kesin bir bilgi veriyor. Neyin bilgisini? Sevgili dostum, bu meselede ki önemini görmediğini söyleme bana. Herhangi bir durum da aleyhine kullanılmaması için,
elli imza atmaktan kaçınmış olmalı. Hayır, amaç bu değil, yine de meselayı sonuçlandırabilmek için iki mektup yazmam gerekiyor. Biri şehirdeki bir şirkete, diğeride genç bayanın üvey babası Bay Wind Bank'a. Yer nakşam saat altıda burada bizi görmeye gelmesine rica eden bir mektup. Sanırım erkek akrabalarla işimiz olacak. Ve doktor mektuplara cevap gelene kadar yapabileceğimiz bir şey olmadığı için, küçük problemimizi şimdilik rafak aldırabiliriz. Dostumun akıl yürütmedeki gücüne ve olanüstü enerji sene inandığım için bu benzersiz vakayla ilgili lirken gösterdiği kararlı ve rahat tavrının sağlam nedenleri olduğunu düşündüm. Sadece bir kez başarısız la uğradığını gördüm. Oda, bohem yakıralı ve ayrın adlerin fotoğrafıyla ilgili vakada. Fakat önceden karşılaştığı molayları düşündüğümde, kolsun çözemediği bir olayın gerçekten de çok karmaşık olması gerektiğini hissederim.
Onun siyah kilpiposunu tütürürken bıraktım. Ama ertesi akşam geldiğimde bayan Mery satırlandın kayıp sevgilisinin kimliğiyle ilgili bütün ipuçların elde etmiş olacağına emindim. O sıralarda işimle ilgili yolunlaşmak zorunda kaldığım önemli bir mesele vardı. Ertesi günü bir hastamın başucunda geçirmek zorunda kaldı. Ancak saat altıya doğru serbest kalabildim. Bir faytonu atladım ve bir yandan bu küçük esrarın çözülüşünü kaçıracağım diye korkarak doğruca Begir sokağının yolunu tuttum. İçeri girdiğimde Sherlock Holmes'u yalnız başına otururken buldun. Uzun ince vücudu koltuğuna gömülmüş, yeri uykulu bir halde karşıladı beni. Çevrede ki şişeler, deney tüpleri ve hidrokülürük asedin yakıcı kokusu bütün gününü o çok hoşlandığı kimyasal çalışmalarla geçirdiğini gösteriyordu. Eee çözdün mü diye sordum girdiğimde. Evet, barit bir sülfatmış.
Hayır hayır, vakayı diye bağırdım. Ha, o mu? Ben de üzerinde çalıştığım tuzu sordun sandım. Dün bazı ayrıntıların ilgi çekici olduğunu söylemiştim. Ama mesele de gizemli hiçbir yön yoktu. Korkarım tek sorun suçluğu cezalandıraacak bir kanun olmaması. Kimmiş peki ve bayansı hatırlandı terk etmesini sebebine imiş. Soru ağzından yeni çıkmış ve Holmes henüz cevap vermemişti ki önce korudorta ayak sesleri sonradan kapının çalındığını duyduk. Bu kızın üve babası James Finnebeng olmalı, dedi Holmes. Saat altı da geleceğini yazmıştı. Girin. İçeri tıraşlı ve soluk yüzlü, belirgin bir şekilde kaçamak tavırlı, son derece keskin ve delici grüyü gözlere sahip, yiri yapılı, orta boylu, otuz yaşlarını bir adam yerde. Bizden meraklı bir bakış attı. Parlak şapkasını büfenin üzerine koydu ve hafif çeselen vererek
en yakın sandalyeye sinde. Bir yakşamlar Bay James Finnebeng, dedi Holmes. Sanırım saat altı da buluşmamızı kabul eden daktiyle öyle yazılmış, bu mektup sizin. Evet Bay'ım, biraz geç kaldığım için özür dilerim. Ama bilirsiniz işte, kendi kendimi refendesi değilim. Bayansı hatırlantı küçük sorununu size açtığı için üzgünüm. Çünkü kirli çamaşırların ortaya konulmasından hiç hoşlanmam. Buraya gelmesi tamamen benim rızam dışında oldu. Fakat siz de fark etmişsinizdir. Kendisi çok heyecanlı bir kızdır. Ve bir konuda karardığını vermişse onu durdurma kolay değildir. Resmi polisle bir bağlantınızın olmadığını bildiğimden pek fazla önemsemediğisem de böyle ailevi bir problemin duyulması hiç de hoş değil. Kaldaki tamamen faydasız bir çaba bence, çünkü bu kosmer ancılığı bulabileceğinizi pek sanmıyorum. Tamaksine, dedi Holmes sessizce, Bay'i kosmer ancılığı bulacağıma inanmam için bir çok sebebim var.
Bay Windbank şiddetle ilkildi ve eldivenlerine elinden düşürdü. Duymak için sabırsızlanıyorum, dedi. Ne kadar gariptir ki diye sözü başladı Holmes, bir dakilonunda bir insanın el yazısı gibi kendine has özellikleri vardır. Eğer kullanılmamış değillerse, iki dakilot tıvatıp aynı olamaz. Bazı harpler diğerlerinden daha çok yıpranır. Bazı harplerin ise sadece bir tarafı yıpranır. Şimdi Bay Windbank bana gönderdiğiniz notta, e'lerin üstünde hafif bir leke ve reilerin kuyruğunda küçük bir kusur var. Kendini özgü on dört özellik daha var, ama bu saydıklarım en belirgin olanları. Bir oradaki bütün yazışmalarımızı bu makinayla yaptığımız için biraz eskim şolduğu kesin diye cevap verdi ziyaretçimiz, küçük parlak gözleriyle Holmes'a bakarak. Şimdi size gerçekten çok ilginç bir çalışma göstereceğim Bay Windbank, diye devam etti Holmes.
Bugünlerde dakilö ve suçla ilişkisi hakkında küçük bir makale yazmayı düşünüyorum. Biraz zaman ayırdığım bir konudur da, elimde kayıp adamdan geldiği iddia edilen dört mektuk var. Hepsi de dakilöyle yazılmış. Her birinde sadece e'lerin üstünde leke ve reilerin kuyruksuz olması dışında büyütecimle bakarttınız fark edebileceğiniz aynı on dört özellikte görülüyor. Bay Windbank sandalysinden fırladı, şakkasını kaptı. Böyle hayal ürünü konuşmalarla vakit kaybedemem Bay Horns, dedi. Eğer adamı yakalayabilirseniz yakalayın ve sonucu da bana haber verin. Elbette dedi Holmes, adamın arkasında geçip kapıyı kilitledikten sonra. O halde size haber veriyorum. Omru yakaladım. Ne? Nerede? Diye bağırdı Bay Windbank. Yüzüben beyaz olmuş, çevresine, kapanak kısılmış, fare gibi bakmaya başlamıştı. Aa ama bu işe yaramaz.
Gerçekten yaramaz. Dedi Holmes'yı muşakça. Bundan kurtuluş yolunuz yok Bay Windbank. Böyle basit bir sorunu çözmenin imkansız olduğunu söylemeniz kötü bir iltif attı. Çünkü her şeyi çok açık. Doğrusu bu. Oturunda her şeyi konuşalım. Ziyaretçimiz bir sandalyeye çöktü. Yüzü hayalet görmüş gibi ben beyazdı. Ve alnından terdamlaları parlıyordu. Ama kanunan bir şey yapılamaz. Diye kekeledi. Korkarım dediğiniz doğru. Ama aramızda kalsın. Şimdiye kadar karşılaştığım en zalim. Bencil ve kalpsiz hileydi bu Bay Windbank. Şimdi ben olayların gidiş hatını anlatayım. Ve siz de yanılırsan beni düzeltin. Adam mahvolmuş biri gibi. Başı göğsüne düşmüş. Sandalisine gömülmüş halde oturuyordu. Konus ayaklarını şömin önün köşesine koydu. Ve ellericebinde arkasına yaslanarak konuşmaya başladı.
Bizimle değil de kendi kendine konuşuyor gibiydi. Adam sırf parası için kendinden çok yaşlı bir kadının evlenir. Diye sözle başladı. Ve onlarla kaldığı sürece evin kızının parasını kullanmanın keyfini çıkarır. Onların konumundaki insanlar için önemli bir miktar sayılabilecek bir paranın yokluğu ciddi değişikliklere yola çabilir. Bu yüzden parayı korumak için her şeyi göze alacaktır. Kız iğniyetli, duygusal ve sıcak kanladır. Ayrıca bu kişiliği ve küçük geleriyle uzun sürebek arka olması çok zordur. Evlenecek olması yılda yüz siterlerini kaybetmek anlamına gelirdi. Bu durumda üvey babası bunu önlemek için ne yapar? Önce on evde tutup yaşıtları ile arkadaşlık kurmasını engellemeye çalışarak işe başlar. Ama sonra bunun sonsuza kadar işe yaramayacağını görür. Zaten kız da inatlaşmaya ve haklarını aramaya başlamıştır.
Bir baloya gitmek istediğini söyler. Peki o zaman kurmaz üvey babası ne yapar? Kalbinden çok aklına yatan bir fikir bulur. Karısının yardımı ve suç ortaklığı ile kılık değiştirir. Keskin gözlerini renkli gözlüklerle, yüzünü bir buyık ve gürü favorilerle. Berrak sesini ise bir fısıltı ile gizler. Kızım yokluğundan da faydalanarak bayhosmer anca la dönüşür. Ve aşık rolunun kendi oynayarak diğer aşıkları uzak tutar. Başlangıçta sadece bir şakaydı diye inledi ziyaretçimiz. Böyle kapılacağını hiç düşünmemiştik. Doğrudur. Ama gel gör ki genç bayan tamamen kapılmıştır. Ve üvey babasının Fransa Dolduğuna inanmış olduğu için bir ihanet ihtimali aklının ucundan bile geçmez. Zaten beyefendinin davranışları hoşuna gitmiştir. Bir de annesinin güçlü bir şekilde ifade ettiği hayranlığı da araya girince
o duyguları iyice pek işir. Sonra bay anca al, aramaya başlar. Çünkü kızı olanların gerçek olduğuna inandırabilmeler için mümkün olduğu kadar ileri gitmeleri gerekeyordur. Ayerlanan buluşmalar ve bir nişan. Kızın duygularının bir başkasına yönelmesini kesinlikle engelleyecektir. Ama aldatmacanın sonsuza kadar süremeyeceğini onlar da bilir. Bu uydurulan Fransa gezileri zahmetli olmaya başlamıştır. Meseli öyle dramatik bir sonra getirmeleri gerekeyordur ki genç bayanın zihninde kalıcı bir etki bıraksın ve bir süre başkalarına bakmasını önlesin. Kitap üstüne sadakat yemin ettirmeler ve düğünün sabahında olabilecek bazı şeyler hakkında konuşmalar. Hep bu yüzden James Windbank. Bayağı satırlandın Osman Ancala o kadar bağlanmasını istiyorduk ki gözü en az 10 yıl başka erkek görmesi.
Onu kilise kapısına kadar götürür ve sonra daha fazla ileri gidemeyeceğini bildiğinden Faitonun bir kapısından benim diğerinden inmenum arası ile gözden kaybolur. Ben olayların bu şekilde geliştiğini düşünüyorum. Ben Windbank. Holmes konuşurken ziyaretçimizin kendine güveni geri gelmişti. Sandalysinden kalkarak solgun yüzünde alaycı bir ifadeyle konuşmaya başladı. Anlattığınız gibi olabilir de, olmaya bilir de Bay Holmes dedi. Eğer göründüğünüz kadar zekiyseniz şu anda kanullara karşı gelenin ben değil kendiniz olduğunu da biliyorsunuzdur. Ben başından beri kanunu aykırı bir şey yapmış değilim. Ama siz şu kapı ikilitli tuttuğunuz sürece kişisel haklara tecavüz ve kanun sus alıkoymasuşlarının işlemeklesiniz. Dediğiniz gibi, kanun size dokunamaz dedi Holmes. Kildi ve kapıyı açarak. Ama cezayı sizin kadar hak eden biri daha olmamıştır.
Eğer genç bayanın bir erkek kardeşi veya arkadaşı olsaydı kırbacı şimdiye kadar sırtınıza indirmişti bile. Mandra aşkına diye devam etti. Adamın yüzündeki acı alayı fark ettiğinde öfkeden kızararak. Müsterilerime karşı görevim değildir. Ama galiba şuradaki kırbacı alıp bu meseleyi kendim kırbacı doğru bir iki adım attı. Ama daha elini alamadan Bay James Windbank merdivenlerden koşarak indi. Ağır dış kapıyı çarttı ve sokuğun aşağısına doğru olanca hızıyla kaçarak gözden kayboldu. Sok kandı bir alçak daha. Dedi Holmes gürlerek kendini sandalyeyi attıktan sonra. Bu adam çok kötü bir şey yapanak kadar ortalıkta dolaşarak suçtan suçu atılacak ve sonunda daracını boylayacak. Ama bak Hamız bazı açalardan ilgi çekiciydi. Değil mi vatsın? Ben henüz düşünce sürecinin aşamalarını tam olarak anlayabilmiş değilim. Anlatayım. En başından beri Bay Cosmer anca lın karıptavranışınlardığında güçlü bir amacı olduğu belliydi.
Bu olaydan en çok kazançta çıkacak olanın da üvey baba olduğu açıkça görülüyordu. Sonra iki adımın hiçbir zaman bir araya gelmemiş olması. Biri yokken diğerini ortaya çıkması da kuşku vereciydi. Bir kılık değiştirmeyi çağırıştıran renkli gözlükler, garipses ve gür favoriler de öyle. İmzasını bile daktilosuyla atması ki bu genç bayanın adamın el yazısını çok iyi tanıdığını gösteriyordu. Bütün şüphelerimi doğrulamış oldu. Görüyorsun ki bütün gerçekler hep tek bir yöne işaret ediyordu. Peki bunları nasıl kanıtladın? Adamımı belirledikten sonra yardım almak kolaydı. Çalıştı şirketi biliyordum. Elimde tarifi doğulduğundan kılık değiştirmek için kullanılmış olabilecek her şeyden. Favoriyiz ses gibi arındırarak şirketi gönderdim. Ve bu tarifin çalışanlarından herhangi birine uyup uyumadığını sor. Daktilonun özelliklerini zaten fark etmiştim. Bu yüzden adamın kendisine yazarak buraya gelmesine rica ettim.
Cevap bekli değilim gibi daktil öyle yazılmıştı ve benzer özellikleri gösteriyordu. Fençurt sokağındaki Westhouse and Marbank Tangelen Cevap. Bu tarifin çalışanları James Windbank'e Harife Harife'ne uyuduğunu söylüyordu. Peki, bayan satırland ona söylersem bana inanmayacaktır. Eski bir fark sata sözü vardır. Bir kadının hayalini elinden almak, bir kaplanın yavrusunu elinden almaya benzer. Hafızda da orayısta olduğu kadar anlam ve dünya bilgisi vardır.
More episodes
More from Sherlock Holmes

47. Sherlock Holmes - Mazarin Taşı
Sherlock Holmes

38b Wisteria Lodge (Part Two) from His Last Bow Remi
Sherlock Holmes

41 The Dying Detective from His Last Bow Reminiscenc
Sherlock Holmes

40. Sherlock Holmes - Bruce Partington Planları
Sherlock Holmes