
About this episode
No show notes were published with this episode.
Get every episode summarized
Each time Sherlock Holmes publishes, we email you a written briefing from the transcript — the topics, who appeared, and any specific claims, with the ad reads skipped.
Email me new episodesFree for 3 shows. No card needed.
Hosts & guests
Transcript ready
1,071 searchable segments. Every word is indexed and playable.
Full transcript
Sherlock Holmes — 32. Sherlock Holmes - Üç Öğrenci. Machine-transcribed; use the interactive transcript above to jump the player to any line.
Sır Artur Konan Doyul, Şarlok Holmes. 3. Arancı Şimdi tekrar etmek istemediğim bir dizi olaydan dolayı, Bayşarlok Holmes ile ben 1895 yılında üniversite şehirlerimizden birinde birkaç hafta geçirmek zorunda kalmıştık. Orada bulunduğumuz süre içinde Holmes, küçük fakat öğretici bir vakayı çözmek zorunda kaldı. Söz konusu üniversiteyi ya da suçluyu, okuyucuya açıklayacak ayrıntıları eklemenin çok çirkin ve düşüncesiz ceo olacağı konusunda herkesin bana katılacağını inanıyorum. Bu kadar kötü bir sıkandal, sonsuzak kadar hafızalardan silinmeyi hak ediyor doğrusu. Ne var ki, gerektiğin oktalar saklı tutulduğu taktirdi, vakanın kendisinin anlatılabileceğini düşünüyorum. Sonuçta dostumun özelliğit eneklerinin bazılarını gözler önüne sermişti. Anlatamam da olayları bilirli bir yere bağlayacak ya da olayla alakalı kişilere açıklayacak kelimeler kullanmamaya dikkat edeceğimin bilinmesini istiyorum.
O sıralarda, Sherlock Holmes'un İngiliz patentlerle ilgili zorlu bir araştırma sürdürdüğü bir kütüp anenin yakınlarında bulunan, dayalı döşeli odalarda kalıyorduk. Bu arada araştırmanın sonuçlarının gelecekte bir yazıma konu etmeyi düşünebileceğim kadar ilginç olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Bir akşam tanıdıklarımızdan biri, sitlük Üniversitesinden öğretmen ve okutman olan Bayhilden Sams ziyaretimize geldi. Bayh Sams sinirleri gergin heyecanlı bir karakteri sahip uzun boylu zayıf biriydi. Zaten her zaman telaşlı biri olmuştu ama söz konusuz ziyaretinde öyle kontrolden çıkmış bir haldeydik ki başına olan üstü bir şeylerin geldiğini anlamamak mümkün değildi. Bayh Holmes, değerli vaktinizin birkaç saatini bana ayırabilirsiniz değil mi? Sitlükta son derece üzücü bir olay yaşadık ve şans eseri şehirde bulunmasaydınız ne yapardım bilmiyorum. Bu aralar son derece yoğunum ve doğrusun isterseniz hiçbir şeyin beni işimden alıkoymasını istemem. Diye cevap verdi dostum.
Polisin yardımına başvurmanız çok daha iyi olur. Hayır, hayır beyefendi. Bu kesinlikle imkansız. Kanunlar bir kere işe karıştı mı? Onları bir daha durduramazsın. Üniversitenin itibarının korunması ve bisikandalım patlak vermesini önlemek adına son derece büyük bir önem taşıyor. Bayh Holmes, yeteneklerinizle olduğunuz kadar gizlilik konusundaki katılığınızla da ünlü birisinizdir ve bu dünyada yardımını isteyebileceğim başka hiç kimse yok. Elinizden gelen yapmanız için size yalvarırım. Bayh Holmes. Dostumun sinirleri Bayh Kırsak'a'nın alışıldık çevresinden uzaklaştığından beri yer gindi. Not defterleri kimyasal maddeleri ve dalanıgevi olmadan rahat eden bir adam değildi. Kababir şekilde omuzlarınızı ilkli ve misafirimiz elkol hareketler eşliğinde hikayesini anlatmaya başlayınca sessizce oturdu. Öncelikle şunu söylemeliyim Bayh Holmes. Fortes Kübur su için açılan sınavların ilk günü yarın. Sınav yapacak olan kişilerden biri de benim. Dersim Yunanca ve ilk keğatlarda öğrencilerin daha önce okumadığı Yunanca bir metnin
tercime edilmesi istiniyor. Bu metnin sınav kağıdanan üzerine basılmış durumda ve bir aday bunu önceden görüp hazırlarsa diğerlerinin karşısında çok büyük bir avantaj sağlayıcağı kesin. İşte bu sebebten doluyı kağıtları saklı tutmak konusunda büyük özen gösteriliyor. Bugün saat 3 civarında bu sınav kağıtlarının provaları çıktı. Tusadi disten bir bölümün yarısını koymuştum ve enifak bir hata içer mi mese gerektiği için metni başından sonuna kadar dikkatli çokumam gerekiyordu. Saat 4 buçağı gelirken işim henüz bitmişti. Ne var ki bir dostumun ofisinde çaya davetliğdim ve progayı masanın üzerinde bırakıp gittim. Bir saatten biraz daha fazla kalmışımdır. Bildiğiniz gibi Bay Horn's. Üniversite kapılarımız çifttir. İçerideki kapı yeşilçü hayla kaplı. Dışarıdaki ise kalın meşhedendir. Kapıma yaklaştığım sırada kilidinde bir anahtar görünce şaşırdım. Bir an için kendi anahtarım olduğunu sandım ama cebime bakarak durumun öyle olmadığını anladım. Benim bildiğim kadarıyla anahtarın tek bir kopya sıvar ve o da on yıldır ofisime bakan ve sarsılmaz bir şekilde güvendiği muşahım benistirdi.
Kapıdaki anahtarın gerçekten de on ayet olduğunu çayı isteği pastamediğimi sormak için olama gerilerini ve çıkarken de dikkat sizlik yapıp anahtarı kapıda onuttuğunu öğrendim. Odamaz ziyareti benim odayı terk edişimden yalnızca birkaç dakika sonra gerçekleşmiş olmalı. Başka herhangi bir gün olsa unutkanlığının hiçbir sonucu olmazdı. Ama bu özel günde içler acısı bir sonuç yaratmış bulunuyor. Masama baktığım anda birinin kehatlarını karıştırdığını anladım. Prova 3 ayrı kehattan oluşuyordu ve ben hepsini bir araya toplayıp bırakmıştım. Sonra baktığımda biri yerde biri pencerenin yanındaki bir sehpağının üzerinde biri de onu bıraktığım yerde duruyordu. Holmes bu konuşmanın başlangıcından biri ilk defa biraz doğuruldu oturduğu yerde. Birinci sayfa yerde, ikincisi pencerede, üçüncü suyse bıraktığınız yerde. Dedi. Kesinlikle Bayh Holmes beni şaşırtıyorsunuz. Bunu nasıl bilebildiniz? Lütfen ilginç hikayeni zannatmaya devam edin. Bir an için banisterin affedilmez bir şey yapıp kağıtlarımı karıştırdığını sandım.
Vüdük bir içtenlikle karıştırmadığını söyledi. Doğruyu söylediğinden de en ufak bir kuşkum yok. Bu durumda tek bir seçenek kalıyor. O da kapının yanından geçen birinin anahtarı gördüğü. Benim dışarıda olduğumu bilen bir elbette ve kağıtlara bakmak için içeri girdi. Büyük bir miktar para söz konusu, bahsini geçen burs çok değerlidir. Vizdansız birinin diğer adayların karşısında bir avantacı elde etmek için her türlü riski göze alması şaşırdıcı değil. Banister olay karşısında çok heyecanlandı. Kağıtlarla oynandığını anladığında nere deysek kendinden geçiyordu. Ona biraz bren diverip yarı baygın halde bir sandalye oturttum ve o da idikkatli cağraştırmaya geliştim. Çok geçmeden davetsiz misafirin arkasında başka izlerde bıraktığını gördüm. Pencerenin yanındaki sehpanın üzerinde açılmış bir kurşum kalemin çöpleri duruyordu. Hayrıca kalemin kırık ucu da ordaydı, aynı yerde. Belli ki serseri büyük bir hızla kağıtları kopyalarken kurşum kalemini kırmış sonra açmak zorunda kalmıştı.
Müküm Mel, dediğine şesi yerine gelen ve büyük bir dikkatle dinleyen Hormuz. Şansınızı yağver gitmiş. Hepsi bu değil. Kırmızı deri kaplabı yazı masam vardır benim. Yemin ederim ki üzeri pürüzsüz ve temizdi. Banister de beni doğruluyor. Şimdi üzerinde 7-8 cm uzunluğunda bir kesik var. Küçük bir çizikten bahsetmiyorum, bas bayağı bir kesik. Bulgularım bununla da bitmiyor. Basanın üzerinde içinde talaj gibi bir şeylerinde olduğu siyah küçük bir parça hamur buldum. Kil gibi bir şeydi. Bunun da kağıtları karıştıran adam tarafından bırakıldığını eminim. Herhangi bir ayakizi ya da kimliğini tesbid etmemeye yarıyacek başka hiçbir şey yoktu. Söyleyorum size, çıldırmak üzereydim. Sonra şehirde olduğunuzu hatırladın ve vakayı doğrudan ellerinize bırakmak için hemen buraya geldim. Lütfen yardım edin byhorms. İçinde bulunduğu mikilemi görüyorsunuz. Ya adamı bulacağım ya da yeni kağıtlar hazırlanana kadar sınavı ertelemek zorunda kalacağım. İki durumda da her şeyi anlatmam gerekecek ve korkun sıkandal patlayacak.
Bu sadece fakülteye gölge düşürecek bir şey değil. Üniversite'nin kendisini bile lekelemeye yeter. Tek dileğim olayın mümkün olduğu kadar sessizce ve tam bir gizlilik içinde halledilmesidir. Vakayı üstlenip elimden geleni yapmaktan büyük bir motorluk duyacağım. Dedi Holmes, ayak alkıp paltosunu giyerek. Olayın ilginç olmadığını söylemek aksızlık olur. Kağıtlar size ulaştıktan sonra odanızı ziyaret eden oldu mu acaba? Evet, genç dalatraz aynı katta oturan hentli bir öğrenci sınavla ilgili birkaç soru sormak için gelmişti. Ve bunun için odanızı aldın da öyle değil mi? Evet ve kağıtlar masanın üzerindeydi. Hatırladığım kadarıyla o sırada rulo halinde duruyorlardı. Peki provo olduklarını anlamak mümkün müydü mümkündür herhalde? Odanızda başka hiç kimse yoktu. Hayır. Provaların orada olacağını bilenler var mıydı? Matbacından başka hiç kimse? Ya banister denen adam o biliyor muydu? Hayır kesinlikle bilmiyordu.
Hiç kimse bilmiyordu. Banister şu anda nerede? Çok hastaydı, zavallı. Onu sandalya da yarı baygan halde bıraktım. Bir an önce size ulaşmak istiyordum. Kapınıza açık mı bıraktınız? Önce kağıtları sağlan bir yere kilitledim tabii. O halde baysamz, hentli öğrenciniz, Rulu halindeki kağıtlarının sınavın provası olduğunu anlamadıysa, kağıtları karıştıran adamın onları tamamen tesadüfeseri bulduğu sonucuna varıyoruz. Öyle görünüyor. Honz gizemli bir şekilde günümse de. Peki hala? Dedi. Hadi gidip bakalım. Senin vakalarından değil vatsın, fiziksel değil, zihinsel. Tamam, istersen gel. Evet baysams. Emrenizleyim. Müşterimizin oturma odasının, uzun, alçak ve önü demirli penceresi, tarihi fakülteninin likenlerle dola eski bahçesini açılıyordu. Kotik tarzda kemerli bir yapıdan basamakları yıpranmış taş bir merdivene varılıyordu. Okutmanın odası Zemin kattaydi. Üsteki üç katta ise, her birinde biri olmak üzere üç öğrenci kalıyordu.
Suç muhaline vardıığımızda, alacak aranlık çökmüştü bile. Honz durarak okutmanın odasının penceresine büyük bir ciddiyetleninceyledi. Ardından yanına gitti ve parmak uçlarında durup, boyunun uzatarak odanın içine baktı. Kapıdan girmiş olmalı, başka giriş yok, dedi okumuş rehberimiz. Aa olur şey değil, dedi Honz ve dostumuza bakarken çok kurnaz bir gülüm semen vardı yüzünde. Peki, madem burada öğrenecek bir şey yok, içeri geçelim. Okutman kapının kilidine açıp, bizi odasına soktu. Ama Honz halıyıncelerken girişte durup bekledik. Korkarım burada bir şey yok, dedi. Böyle sene korugunlerde bir iz bulma oğutları hep suya düşer zaten. Görünün şey göre uşağınız kendine gelmiş. Onu sandalya da bıraktığınızı söylemiştiniz. Acaba hangi sevdi? Pencerenin yanında duran şu sandalya'da. Anlıyorum, buradaki küçük sehpağının yanında duranına. Evet, artık içeri gelebilirsiniz, halı ile işin bitti. İlk olarak bu küçük sehpağya bir bakalım. Adam odaya girdi ve kevhatları ortadaki masadan teker teker aldı.
Onları pencerenin yanındaki sehpağya götürdü. Çünkü ordan sizin geleşinizi görebilecek. Her hangi bir tehlike oluşma adanın önce kaçabilecekti. Doğrusunu isterseniz bu mümkün değildi, dedi sams. Çünkü içeri yan kapıdan girdim. Ah, bakın bu iyi. Yine de adamın hakkındaki buydu. Şu kevhatları görebilir miyim? Parmak izi var mı? Hayır yok. Peki hala, bu ilk sayfa yağıp kopyalamaya koyuldu. Mümkün olan her türlü kısaltmayı kullansa, bu ne kadar zamanını alırdı? En azından 15 dakika. Sonra kevhada fırlatıp ikincisine geçti. Onun ortasındaydaki dönüşünüz hızlı bir şekilde kaçmasına sebep oldu. Odaya gerideğini gösterecek kevhatları yerlerine bile koyamadığına göre çok hızlı kaçmış olmadı. Dış kapıdan gerideğinizde, merdivenlerde koşan birilerini gördünüz mü? Hayır, gördüğümü söyleyemem. Peki hala, kalemin hücünü kıracak kadar hızlı yazıyordu ve sonra sizin de gördüğünüz gibi kalemini açmış. Bu ayrıntı da ilginç vatsın. Öyle sıradan bir kalem değilmiş kullandığı. Alışığla gelmiş kalemlerden daha büyük ve yumuşak uçlu bir kalemmiş.
Dışırlacı verd. Hüreticinin ismi, yumuş harfler üzerinde yazılmış. Ve şimdi yalnızca 3 cm kadar bir kısmı kalmış. Böyle bir kalem bulursanız, baysams ve adamınızı yakaladığınız demektir. Ayrıca büyük ve körelmiş bir buçak kullandığını belektiğimde biraz daha yaklaşmış olacaksınız. Baysams bu bilgilerin karşısında şaşırmış gibiydi. Şey, söylediğiniz çok şeyi anladım, dedi. Fakat uzunluk konusuna gelince gerçekten Holmes üzerinde neyene harplerinin ve onların arkasında boşluk bulanan bir parça tahta iyi bize doğru uzattı. Gördünüz mü? Hayır, korkarım hala. Vatsın, sana her zaman aksızlık etmişimdir. Birçok konuda. Bu neyene harpleri, sence ne olabilir? Bir kelime'nin sonunda bulunuyor. Eminim çok satılan markalardan birinin yuğun febre olduğunu biliyorsunuz. Diğer kalemlerde, cohan kelimesinden sonra ne kadar kalıyorsa burada söz konusu olanında o kadar olacağı açık değil mi? Küçük sehpayı kaldırıp lambanın ışığına doğru eğiydi.
Üzerine yazdığı kağıt, ince ise burada ki cilanın üzerinde bir takım izler bırakmış olabileceğini düşündüm. Hayır, hiçbir şey göremiyorum. Bu köşede öğrenebileceğimiz başka bir şey olduğunu sanmıyorum. Gelelim ortaması ya. Buradaki küçük toprak yanılmıyorsam şahit, daha önce bahsettiğiniz şu siyah hamurupsu madde olmalı. Şegili itibariyle, premedimsi ve gördüğüm kadarıyla da içi boş, tıpka dediğiniz gibi. İçinde talaş menzere bir şeyler varmış gibi görünüyor. Olur şey değil, bu gerçekten ilginç. Ve masa daki ki, kisi görüyorum. Bir yırtık bile sayılabilir. Küçük bir çizikmiş embaşta, ama sonra çentikli bir delik haline gelmiş. Dikkatimi bu vakaya çektiniz için, size müteşekkir olduğumu belirtmeliyim. Biceams. Şuradaki kapı nereye açılıyor? Yata kudama. Baceranızdan sonra oraya girdiniz mi hiç? Hayır, doğrudan size koştum. Oraya bir göz atmak isterim açıkçası. Ah, ne kadar hoş bir yoda. Geleneksal bir tarzı var. Belki ben inceleyene kadar dışarıda biraz beklersiniz.
Hayır, burada da hiçbir şey yok. Peki ya bu perde? Geçilerinizi onun ardına saklıyorsunuz. Biri bu odada saklanacak olsa kesinlikle buraya seçerdi. Zira, yatakta, gar duropta, son derece dar. Bunun arkasında kimse yok ya şu anda. Holmes perdeyi çekerken, acil bir durum için hazırlıklı olduğunu duruşundaki heyecandan anlayabiliyordum. Ne var ki perdenin? Kancalar asılı bir dizi takım elbiseyi sakladığı ortaya çıktı. Holmes arkasında dönüp birden bile yere ilildi. Vay canına, bu da nedir? Deli heyecanına. Siyahamur'dan küçük bir piramitti. Çalışma odasındaki masanın üzerinde bulunanın tıpatı painısı. Holmes, lambanın ışığında onu bize doğru uzattı. Görünüşe göre ziyaret için yatak odanda da iz bırakmış vay samz. Burada ne işi olmuş olabilir ki? Bunun gayet açık olduğunu düşünüyorum. Siz beklenmedik bir yoldan geri döndüğünüzde kapıda sesinize duyana kadar her şeyden habersizdi. Adam odaya girdiğini gösterecek her şeyi hızlıca toparlayıp saklanabileceği tek yer olan yatak odanızda almış solu.
Aman Tanrım, vay Holmes. Ben ötekin odada banisterle konuşurken adamın hemen yanımızda tutsalımız olduğunu mu söylüyorsunuz? Gördüğüm kadar iloyle. Başka bir alternatifte olmalı. Vay Holmes, yatak odamın pencerisinde dikkat ettiğiniz mi acaba? Taktakafes, Kursun çarşıverler, üç ayrı pencere. Bir tanesi bir insanın gelebileceği kadar büyük ve menteşelerle açılıyor. Kesinlikle ve avluya neredeyse görünmez bir açı ile bakıyor. Adam oradan girmiş olabilir. Yatak odasında izlerine bırakmış. Gelirken de açık bulduğu kapıdan kaçmıştır. Holmes başını sabırsızca hayranlamında salladı. Pretik olalım, dedi. Buradaki merdemenleri kullanan ve arada bir kapınızı oramı alışkaldığına sahip olan üç öğrenciden bahsetmiştiniz. Doğru mu? Evet efendim, üç öğrenci. Üç üdesin hava girecek mi? Evet. Diğerlerinden nazaran içlerinden birinden şüphelenmek için herhangi bir sebebiniz var mı? Sams tere düt etti. Bu son derece zor bir soru, dedi. Kanıt olmadan birini suçlamak hiç hoş değil.
Kuşkulları duyalım, kanıtları ben arayacağım. O halde buradaki odalarda kalan üç adamın karakterlerini kısaca özletleyeceğim. En halt da oturanın ismi Gilchrist. Kendisi çalışkan bir öğrenci ve başarılı bir atlet. Fakültenin kriket ve rak bir takımların doynuyor. Üstelik engellik hoşu ve uzun hatlama dalarında da üstün bir performans sergiliyor. Yiğit bir delikanlılır. Babası at yarışlarında bütün parasını kaybeden Sörce Heps Gilchrist'de. Öğrenci'in beş parasız kalmış bir olabilir ama son derece çalışkan ve atiktir. İlerde başarılı bir olacağına eminim. İkinci kat size daha önce bahsettiğim hintlinin dalat rası kaldığı katlır. Çoğu hintli gibi o da sessiz, anlaşılmaz bir adamdır. Derslerinde oldukça başarılıdır. Ancak en zayıf olduğu dal, ne yazık ki yunancadır. Tutarlı ve sistemli bir öğrencedir. En üst kat da maismeklerin ait. Çalışmayı seçtiği zaman harika biridir. Üniversiteinin en parlak zekalarından biri. Ama aksi, dağınık ve ahlaksızdır. Buradaki ilk yılında iskan bir kevhatlarıyla ilgili bir olaydan nereleyse uzaklaştırma alıyordu.
Bu dönem boyunca derslerini tamamilyu unuttu. Eminim sınav yüzünü korkutuyordur. O halde şüphelenliğiniz kişi o, öyle mi? O kadarileri gidemeyeceğim. Fakat üçünün içinde, kuşkullanılmayı belgide en çok o hak ediyordur. Kesinlikle. Evet, baysams. Uşuanınız banisterle tanışalım şimdi. 50'li, kır saçlı, soluk yüzlü küçük bir adamdı. Hayatının sessiz rütününde meydana gelen bu ani, kargaşa'dan dolayı hala gergindi. Tombullur surata endişeyle seyiriyor, elleri bir türlü rahat durumuyordu. Bugün gerçekleşen şansız olayı araştırıyoruz banister, dedi patronu. Evet efendim. Anatarı kapıda bırakan sizdeniz doğru mu? diye sordu, honus uşağı bakarak. Evet efendim. Özellikle bugün söz konusu, kağıtları içerideyken bunu yapmanız ilginç değil mi? Büyük bir şansızlık efendim ama daha önce da aynı şeyleri yaptığım olmuştur. Odaya ne zaman girmiştiniz? Yaklaşık 4. buçuktu efendim. Baysamsın çay saat edir. Oda da ne kadar kaldınız?
Baysamsın içeride olmadığını görür görmez ayrıldım. Basanın üzerindeki kağıtlara baktınız mı? Hayır efendim kesinlikle bakmadım. Nasıl oldu da anahtarı kapıda bıraktınız? Elimde çay tepsisi vardı. Anahtarı için dönecektim. Sonra unutmuşum. Dış kapının kilediği aile mi? Hayır efendim. O halde hep açıktı. Öyle mi? Evet efendim. Oda da bulunan biri dışarı çıkabilirdi yani. Evet efendim. Baysams geri dönüp desedi çöğirden de çok eci anlanmışsınız. Öyle mi? Evet efendim. Onun izmetinde çalıştığım bütün yıllar boyunca böyle bir şey olmamıştı. Neredeyse bayılacaktım efendim. Anlıyorum. Peki kendinize kötü hissetmeye başladığınızda tam olarak nerede bulunuyordunuz? Nerede miydim? Neden sordunuz? Buradaydım. Kapının yanında. Bu ilginç. Çünkü köşede duran şu sandalyeyi oturduğunuz. Buradaki sandalyeyi görmezden gelip oraya kadar yürümenize sebep olan neydi? Bilemiyorum efendim. Nerede oturduğum benim için önemli değildi? Bence bu konuda gerçekten bir fikri yoktur by Holmes.
Çok kötü görünüyordu. Beti benziğe atmıştı. Efendimiz gittiğinde burada mı kaldınız? Sadece bir iki dakika. Ardından kapıyı gitliği bu odama çekildim. Siz kimden şüpheleniyorsunuz? Ah bunu söyleyemem efendim. Üniversitede bulunan tek bir beyefendi bile bilmiyorum ki bu şekilde arkadaşlarının üstüne geçmeye çalışsın. Hayır efendim. Buna inanamam. Teşekkür ederim. Bu kadarı yeterli. Dedi Holmes. Ah son bir şey daha. Hizmet ettiğiniz üç beyefendiğinin herhangi birine bir şeylerin kayıp olduğundan bahsetmediğiniz değil mi? Hayır efendim tek kelime etmedim. Hiçbirini görmediniz mi henüz? Hayır efendim. Çok iyi. Şimdi by sums. Dilerse nezdoluda bir yürü iş yapalım. Çöken karanlıkta üzerimizde üç ışıklı kare parlıyordu. Kuşlarınızın üçü de yuvalarında, dedi Holmes'u yukarı bakarak. Hey. Orada ne oluyor öyle? Biri kesinlikle çok huzursuz görünüyor. Hintli öğrenciydi bu. Karanlık silüeti biriden bir reperdesine yansınmıştı. Odasında bir yaşa bir yukarı yürü yüklürüyordu.
Aslında üçüne de bir göz atma koşuma giderdi. Dedi Holmes. Bu mümkün müdür? Bundan kolay bir şey yok diye cevapladı Sams. Buradaki odalar fakültenin en eskilerinin arasındadır. Ve üniversiteye gelen ziyaretçiler genellikle onları da görmek ister. Benimle gelin de size bizzat dolaştırayım. İsimler gizli kalsın lütfen, dedi Holmes. Gilkristin kapısını çaldığımız sırada. Uzun boyluğu sarışın genç bir veifendi kapıyı açar açmaz geliş nedeni mizanlayarak bizi içerideave etti. İçerisi, ortacadan kalma son derece ilginç mimari özellikler taşıyordu. Holmes bir köşeye o kadar beğendik ya onu defterine çizmek konusunda ısrar etti. Kalemini kırdı ve ev sahibimizden bir tane ödüncü almak zorunda kaldı. Sonra kendi kalemini açmak için bir bıçağı istedi. Bir tane garip kaza, hentlenin odasında da meydana geldi. Bize yan gözle bakan ve Holmes'un mimari incelemesinin bitirince sevincini gizleyemeyen sessiz karga burnunu kısa boylu biriydi. Holmes'un her iki katta dağradığı şeyi bulduğunu anlamamıştım. Sadece üçüncü katı yaptığımız ziyaret boşa çıktı.
Dış kapıyı çalmamıza rağmen açılmadı. Ve içeriden de sel şeklinde küfürlerden başka bir şey gelmedi. Kim olduğunuz umrumda bile değil. Cehennem olun. Bir yekükredi sinirli bir ses. Yarın sınav var ve kimse ders çalışmamı engelleyemez. Çok kababı çocuk, dedire, berimiz. Merdivenlere yöneldiğimiz sırada. Öfkeden kıpkırımızı kesilmiş bir halde. Tabii kapıdaki benim ben olduğumu bilmiyor ama her ne olursa olsun tepkisi son derece saygısızca. Bu koşullar altında bunun oldukça şüphe o yandırıcı olduğunu düşünüyorum açıkçası. Holmes'un tepkisi oldukça ilginçti. Delikanların boyunun tam olarak kaç olduğunu söylemeniz mümkün mü diye sordu. Bayhorms bunu söylemen mümkün değil. Hintliden daha uzun ama yine de Gil Kris kadar uzun değil. Bir 65 civarında da der herhalde. Bu son derece önemli bir bilgi, dedi Holmes. Peki Bay Sams iyi günler dilerim size. Rahbihirimiz şaşkınlık içinde ve perişan bir halde. Bayhorms beni bu şekilde terk etmeyeceksiniz ya. Durumun farkında değilsiniz galiba Sınav Yarın. Kerekli adımları bugünden atmak zorundayım.
Sınav kehatlarından biriyle oynanmışsa Sınavın yapılmasına izin vermem mümkün değil. Olayın çözülmesi gerekiyor. Her şeyi olduğu gibi bırakmalısınız. Yarın sabah herkenden uğrarım. Durumu bir defa daha gözden geçiririz. O zaman atılması gereken adımlarle ilgili bir şey söylemen mümkün olur. Bu sırada siz hiçbir şey değiştirmiyorsunuz. Tek bir şeyi bile. Peki hala Bayhorms. Gönlünüzü ferah tutabilirsiniz. Zorluklara açacak bir şeyler bulacağımızdan eminim. Siyah çamuru yanımı alacağım. Kalem talaşlarını döyler. Hoşça kalın. Karanlık allıyor. Yeni de naya kbastığımızda kafalarımızı kaldırıp son bir kes pencerelere baktık. Hintli odasında hala bir aşağı bir yukarı yürüyordu. Diğerleri ise görünürde yoktu. Evet vatsın ne düşünüyorsun? Diye sordu dostum. Anacat diye çıktığımızda. Ne güzel bir oyun değil mi? Üç gencimiz var. İçlerinden biri olmalı. Haydi bir tahminle bulun. Sen cahingisi yaptı. En üst katta oturan saygısız çocuk. En kötü ünese ayıp olan o. Aslında hintli olanı da sinci biri.
Durmadan odasında o dolanmasına sen ne diyorsun? Bunda hiçbir gariplik yok. İnsanlar bir şey hezbellemeye çalıştıklarında öyle davranabiliyorlar. Yine de bize çok karıp bakışlar fırlattığını inkar edemezsin. Ertesi günke önemli bir sınav için hazırlanırken odan yabancılar tarafından istiliğa edilseydin. Sen de öyle bakardın. Hayır. Ben bunda bir gariplik göremiyorum. Kalemler ve bu çaklar her şey gayet tatminkar. Fakat o adam beni gerçekten düşündürüyor. Kim? Kim olacak? Uşak banistarel bitti. Bu oyundaki rolünü çok merak ediyorum doğrusu. Bende tamamıyla dürüst bir adam izlenimi bıraktı. Bende de öyle. Garip olan tarafta bu yazaten. Dürüst bir adam ne diye? Neyse neyse. Burada büyük bir kirtasiye var. Araştırmalarımıza burada başlayacağız. Kasaba da yanlıca 4 kirtasiye vardı. Ve Holmes her birinde kalem talaşlarını göstererek aradığı kalem için yüksek bir fiyat teklif etti. Her biri kalimin getirtilebileceği konusunda hem fikirken büyük olarak değişik bir kalem olduğunu
ve büyük ihtimalle sütoklarda bulunmayacağını söylediler. Dostum yenilgisinin karşısında olumsuzluğa kapılmışa benzemiyordu ve ciddiyeciz bir tavırla omuzlarına silkerek pes ettiğini belirdi. Boşunu uğraşıyoruz vatsın. En iyi ve en açık ipucu hiçbir yerar sağlamadı. O olmadan da vakanın üstesinden gelebileceği imizden en ufak bir kuşkunm yok. Aman tanım. Sevgili vatsın saat neredeyse dokuz olmuş. Ev sahibimiz saat 7 buçukta verilecek fasulye ilgili bir şeyler söylemişti. Vatsın, senin bitmek bilmeyen tutum kullanımını ve yeme alışkanlıklarındaki düzen sezleyini düşününce herhalde yakında yatıha düşersin. Beni de aynı sonun beklediği kesin. Ama önce gergin okutman, dikkatsiz uşak ve 3 hırslı öğrenciğimizle ilgili vaka hiç hözmeden değil elbette. Holmes o gece konuyla ilgili başka bir şey söylemediyse de geçikmiş akşam yemeğimizden sonra düşüncelere dalmış bir halde uzun süre oturdu. Ertesiz hava tam hazırlanmıştım ki saat 8 de odama girdi. Evet vatsın, dedi. Artık sitluka gitme zamanı geldi.
Kahvaltısız dayanabilir misin? Elbette. Biz ona sağlam bir bilgi verene kadar sams diken üstünde oturuyor olacak. Verilecek sağlam bir bilgi bulabildin mi peki? Evet sanırım buldum. Bir sonuca vardı mı yani? Evet sevgili vatsın, vaka hiç hözmüş bulunuyorum. Fakat nasıl oldu da yeni bir kanıt bulabildin? Haa, saat altı gibi erken bir vakitte yatığımı boşuna terketmedim herhalde. İki saat boyunca sıkı sıkı çalıştım ve en az 5 milyon yol yürüdüm ama görünce göre buna değdi. Bak, Holmes elini bana doğru kaldırdı. Hamurum su 3 küçük siyah 1-1 mit var de elinde. Holmes bu inanılmaz, dün sadece iki tane vardı. Ve bu sabah bir tane daha oldu. Üçüncüsünün kaynağının birinci ve ikinci senin de kaynağı olacağını iddia etmek fazlayları as, değil mi vatsın? Hadi gel de Sams'a sıkıntısından kurtaralım artık. Şansız öğretmen onu odasında bulduğumuzda gerçekten de korkunç bir rızırap için değdi.
Sınavın başlamasına sadece birkaç saat kalmıştı. Ve Sams hâlâ durumu herkese duyurmak ile suçlunun sınava girmesine izin vermek arasında kararsızdı. Sinirleri o kadar gelilmiştik ki yerinde duramıyordu ve Holmes'u görür görmez ellerini uzatarak ona doğru koştu. Tanrıya, şükürler olsun ki geldiğiniz, umutsuz bir vaka olduğunu düşünüp pes ettiğinizden korkmuştum. Ne yapmalıyım? Sınavın yapılmasına izin verecek miyim? Evet, sınavı iptaletmeniz için bir sefep göremiyorum. Fakat aradığımız serseri sınava girmeyecek. Kim olduğunu biliyor musunuz? Evet, sanırım. Bu olayın duyulmasını istemiyorsak şimdi hemen bir takım kararlar alıp küçük bir oda mahkemesi yapmalıyız. Rica etsem şuraya oturur mısınız baysams? Vatsın sen de şuraya geç. Ben ortadaki bu sandalyeyi alacağım. Sürçlü bir insanın ruhuna korku salacak kadar etkiliyici görünüyoruz dur artık. Lütfen zili çalar mısınız baysams? Banister birkaç dakika sonra odaya gerideyim de atliği görüntümüz karşısında şaşırarak korkuyla büzüldü.
Lütfen kapıyı kapat. Dedik Hormus. Evet, banister. Dün olanlar leylgili gerçekleri bizi anlatır mısın lütfen? Adamın yüzü ben beyaz kesildi. Efendim, size her şeyi anlattım zaten. Ekleyecek bir şeyin yok mu? Bir efendim hiçbir şey yok. Peki ya la, ben sana birkaç an heri de bulunayım öyleyse. Dün şuradaki sandalyeyi oturman edenin odaya gelen kişinin kimliğini açıklayacak şeyi gizlemek miydi? Banister hayalet görmüşe benziyor duşumdu. Hayır efendim, öyle bir şey kesinlik yok. Bu sadece bir tahmin dedi Hormus'un eşeğile. Böyle olduğunu ispatlamanın dimkensiz olduğunu üf tarafa etmeliyim. Fakat baysams arkasını döner dönmez. Yatak odasında kısığı göründüğü bir gerçek. Banister kurumuş dudaklarını yaladı. İçeride kimse yok de efendim. Ah, çok yazık banister. Şimdiye kadar doğruyu söylemiş olabilirsin ama yalan söylediğini biliyorum artık. Adamın yüzünde belirgin bir
meydan okumayi fadesi yerleşmişti. İçeride hiç kimse yok de efendim. Haydi banister hayır efendim, kimse yoktu. O halde bize başka bilgi vermeyeceksin. Lütfen o da da kalır mısın? Yatak odasının kapısının yanındadır. Sams, Genç Gilkristin odasında çıkıp onu buraya davet etmenizi istemek zorundayım. Çok geçmeden öğretmen öğrencisiyle ver haber geri gelmişti. Genç adam kendinden emin bir yürüyüşü, ve hoş, açık bir yüzü olan, uzun boyluğu zayıf ve çevik görünüşlü biriydi. Endişelim avi gözleriyle her birimize tekerteker baktıktan sonra köşede duran banisteri farkederek dehşetlerikildi. Kapıyı kapatmanızı rica ediyorum, gör dün gibi burada yalnızız ve aramızda konuştuklarımız kimsenin duymasına gerek yok. Birbirimize karşı tam amel ile dürüst olabiliriz. Bilmek istediğimiz şey, Baygil-Kurist, sizin gibi onurlu bir adamın, dünk üç hirkin harekette bulunmasını sağlayan nedenlardır. Deşet içindeki adam, dengesini kaybedecek birkaç adım
gerileri, korku dolu ve yalvaran gözlerle banistir baktı. Hayır, Baygil-Kurist hiçbir şey söylemedim, tek gelme bile etmedim, diye bağırdı uşak. Söylememiştin, şimdiye kadar, dedi hormuz. Evet efendim, banistların son gelimelerinden sonra çaresiz olduğunuzu ve tek çağrenizin her şeyi duruz şiitraf etmek olduğunu anlamışsanızdır artık. Gil-Kurist, tek heli havada, bir an için duygularını kontrol altında tutmaya çalıştı. Bir saniye sonra masanın yanında dizlerinin üzerine düştü, yüzünü ellerine gömdü ve hıçkara hıçkara alamaya başladı. Haydi sakinleşin, dedi hormuz yumuşak bir sesle, insanlar ataya yapar, hiç deyse, kimse acımasız, aadi bir suçlu olmak da sizi suçlayamaz. Dilerseniz neler olduğunu baysam sağa ben açıklayayım. Siz de yanıldığım yerlerde beni düzeltin. Öyle yapmam ister misiniz? Peki, peki, cevap vermenize gerek yok. Dinleyin ve size haksızlık etmediğimi görün. Keğılıkların size vulaştığını hiç kimsenin? Baybanistların bile bile meyceğini söylediğiniz anda
vaka aklımda belli bir şekilde almıştı. Matbacı yelemek kolaydı. Sonuçta istesek keğılıkları kendi odasında da okuyabilirdi. Hintliydi, hiç takmadım kafama. Madem provalar rulu halindeydi, ne olduklarını bilmesine imkan yoktu. Öteyandan birinin odaya girmeyece saret etmesi ve keğılıkların tam da o gün gelmesinin tesadüf olamayacağı açıktı. O fikri, aklımdan tamamen sildim. Odaya giren adam, keğılıkların burada olduğunu biliyordu. Peki, nasıl öğrenmişti bunu? Hatırlarsanız odaya yaklaştığımda pencereyi incelemiştim. Birinin, güpe gündüz, karşılıklı bu kadar pencereye rağmen, bu pencereden girmiş birinle düşündüğümüz anne direkt beni eğlenmiştiniz. Bu çok saçma bir fikirdi. Ben, pencerenin yanından geçerken, ortadaki masanın üzerinde duran keğılıkların neler olduğunu görebilmesi için bir adamın ne kadar uzun olması gerektiğini hesaplayordum. Ben, bir seksen boyundaydım ve biraz çabayla masanın üzerine görebiliyordum. Benden daha kısa hiç kimsenin, en ufak bir şansı olamazdı. Görüyorsunuz ki o zaman, içimizden
birinin çok uzun olması durumunda özellikle ona dikkat edinmesi gerektiğini düşünmeye bile. Odaya girip, pencerenin yanındaki sehbaili ilgili konuştuk. Ortada duran masal ile ilgili hiçbir şey bulamamıştım. Takisiz, Gil Krisli ilgili tarifinizde, onun uzun atlamada çok başarılı olduğunu söyleyinceye kadar. İşte o anda her şey yerli yerine oturmaya başladı. Sadece, teorilerimi destekleyecek birkaç şey daha görmek kaldı geriye. Olan şüydü, genç delikanlımız öyleden sonrasını atletizm sağlasında antrenman yaparak geçirdi. Atlama ayakkabı la ilinde, bu seferin iz gibi bunların altında sivriçiviler vardır. Geri dönüyorduk ki, pencerenin izin altından geçerken uzun boyunun sayesinde masanın üzerindeki provaları gördü ve ne olduklarını hemen anladı. Aslında kapınızın yanından geçerken uşanınızın unuttuğu anahları görmese, hiçbir şey olmayacaktı. Biriden, gördüğü kevatların gerçekten de provalar olup olmadığını öğrenme isteği ile de oldu. Teylikeli bir girişim değildi. Sadece bir şey
sormak için uğradığını söyleyemilirdi. Neyse, kevatların gerçekten de sınavın provası olduğunu görünce şeytanı oydu. Ayakkabılarını masanın üzerine koydu. Pencerenin yanındaki sandalya'nın üzerine koyduğunuz şey neydi? Eldivenler, diye cevap verdi genç adam. Holmes, zafer dolu bakışlarını banistara çevirdi. Eldivenlerine sandalya'nın üzerine bıraktı ve provaları sayfa sayfa kopyalamaya koyuldu. Öğretmeninin ana gelişten döneceğini onu gelirken görebileceğini düşünmüştü. Hepimizin bildiği gibi baysams, dönerken yankapıyı oldu. Birden kapının önünde beliri vermişti. Hiçbir kaçış yoktu. Bay Gilkerist eldivenlerini unutmuş olsa da Ayakkabılarını aldı ve Adeta uçarak Yatakodası nasıldı. Masanın üzerindeki çiziğin, bir tarafta güzel olduğunu Yatakodasının olduğu yönde derinleştiğini fark etmişsinizdir. Bu bile Ayakkabının Yatakodası yönünde çekildiğini resurslunun oraya saklandığını göstermeye yeter. Çivinin etrafındaki çamunun masanın üzerinde kalmıştı ve bir parça da
yerdiydi. Bütün bunlara, bu sabah atletizim sağasında yaptığım yürüyüş sarasında atlama çukurunda kullanılan ve atletlerin kaymaması için üzerine ince bir talaj tabakası ile örtülen siyah çamuru gördüğümü, bir numoni aldığımı da ekleyebilirim. Buraya kadar her şey doğru mu? Bay Gilkerist. Öğrenci kendini biraz toparlamış, sırtını dikleştirmişti. Evet efendim, hepsi doğru, diye cevap verdi. Tanrı Aşkına ekleyecek hiçbir şeyin var. Evet efendim, var. Ama utanç verici gerçeğin ortaya çıkması kafamı karıştırmış durumda. Burada bir mektuk var. Bay Sams. Bunu huzursuz geçen bir gecenin ortasında size yazmıştım. Bu günahımın ortaya çıktığını öğrenmeden önce yazıldığını gösteriyor. Alın efendim. Şöyle yazmıştım. Sınava girmemeye karar vermiş bulunuyorum. Rodezi polisinden bir teklif aldım ve hemen günaya ekledim. Evet,
ben her alli vs. komikti criptions ve seul sponsor exploited smiling sinka unbirdsun cutting Stephanie olduervation desitimle hırmız attention attention ve sakat 46 ses ama kere giden krüsn hav donors uitknata ve tamamlayıp hareketlerini nedenini anlatsan diyorum. Nedeni çok basit de efendim. Tabii gerçeği bilseydiniz ama üstünze kalnız aramayan bilmenize imkan yoktu. Biz zamanlar efendim Sörce Epskil Kristin yanında uşak olarak çalışıyordum. Buradaki genç delikanların babası. O iflas ettiğinde uşak olarak üniversiteye geçtim. Ama sırf parası kaldı diye eski patronumu unutmadım. Eski günlerin hatırına oğlunu korumak için her zaman elimden geleni yapmışımdır. Neyse efendim, dün bu odaya gerideyim de ilk gördüğüm şey Sandalya'da duran Bay Gilles Kristin eldivenleri oldu.
O eldivenleri itanıyordum ve ne anlama geldiklerini hemen anladım. Bay Sams onları görürse delikanlarının işi bitecekti. O Sandalya'ya çöktüm ve Bay Sams, sizi aramaya gidene kadar hiçbir şekilde yerimden kalkmadım. Bay Sams gider gitmez, küçük kendisimde salladığım, zavallı genç efendim, içerideki odadan çıkıp her şeyi itiraf etti. Onu kurtarmaya çalışmamdan daha doğal bir şey olabilir miydi efendim? Ya da ölmüş babasının onunla konuşacağı gibi, konuşup böyle bir şeyden yararlanmasının çok yanlış olduğunu onu anlatmamdan. Beni suçlayabilir misiniz efendim? Hayır, kesinlikle suçlayamam, dedi Holmes neşeyla yağ fırlayarak. Evet Sams, sanırım bu küçük sorunu çözmüş bulunuyoruz. Evde kahvaltımız bizi bekliyor, hadi gel vatsın. Size gelince efendim, Redel Ziyada sizi iyi bir geleceğin beklediğini inanıyorum. Bir defa alını kötü yola saptınız. Gelecekte ne kadar yükseğe çıkabileceğinizi göstermenizi bekleyeceğiz.
More episodes
More from Sherlock Holmes

47. Sherlock Holmes - Mazarin Taşı
Sherlock Holmes

38b Wisteria Lodge (Part Two) from His Last Bow Remi
Sherlock Holmes

41 The Dying Detective from His Last Bow Reminiscenc
Sherlock Holmes

40. Sherlock Holmes - Bruce Partington Planları
Sherlock Holmes